Gönderen Konu: Tavlanın İcadı  (Okunma sayısı 802 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

SENFONiK

  • Ziyaretçi
Tavlanın İcadı
« : 14 Temmuz 2007, 10:16:26 »
Pers imparatorunun başverziri Büzur Mehir tarafından 1400 yıl önce
tasarlanan tavla oyunu; Dünyanın en popüler oyunlarından biridir.
Zaman kavramından alınan ilhamla tasarlanan oyunun zamana böylesine direnmesi son derece etkileyici.
Senenin birliği olarak tavla bir tanedir.
Tavlanın içindeki karşılıklı 6'şar hane
12 ayı temsil eder.
15 açık ve 15 koyu renkli pul,
Ayın 15 gece ve 15 gündüzünü simgeler.
Karşılıklı 12'şer hane günün 24 saatidir.

Eski zamanlarda Hint İmparatoru, satranç oyunun Pers
İmparatoruna, yanında bir mektup ile hediye olarak göndermiştir.
Mektubunda oyunla ilgili hiç bir açıklama yapmazken şöyle bir mesaj
yazmıştır.
Pers İmparatoruna;
Kim daha çok düşünüyor, kim daha iyi biliyor, Kim daha ileriyi görüyorsa O kazanır.

İşte hayat budur...

Pers İmparatoru dönemin en alim veziri olan Büzur
Mehir ile bu mesajı paylaşarak, ondan oyunu çözmesi ve kendisinin de
karşılık olarak Hint İmparatoruna hediye edilmek üzere başka bir oyun
icat etmesini ister.
Vezir haftalarca çalıştıktan sonra gönderilen satrancın her taş hareketin
ve oyunu çözer daha sonra da on günde tavlayı icad eder ve imparatora sunar.
Hint İmparatoruna tavla oyunuyla birlikte gönderilmek üzere şöyle bir
mesaj hazırlanır Hint İmparatoruna;

Evet, Kim daha çok düşünüyor, kim daha iyi biliyor, Kim daha ileriyi görüyors O kazanır.

AMA BİRAZ DA ŞANSTIR

İşte hayat budur...


(alıntıdır)

choklet

  • Ziyaretçi
Tavlanın İcadı
« Yanıtla #1 : 14 Temmuz 2007, 11:06:17 »

Kıssadan hisse,

Kazanılan başarılar , yapılan hatalar silgi kullanılmadan oynanan oyuna ise hayat diyorlar...

Yüzünüzden tebessüm , gözlerinizden ışıltı, hayatınızdan huzur , vucudunuzdan sıhat, yanınızdan

sevdikleriniz uzak olmaması temennisi ile herkese iyi günler dilerim.


Çevrimdışı MMERT

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 26
  • Yazan üyeye... 1
  • Cinsiyet: Bay
Tavlanın İcadı
« Yanıtla #2 : 12 Ağustos 2007, 01:47:19 »
TAVLANIN TARİHÇESİ:
İnternet Özel bir platform (tahta,sedef vs...) üzerinde 15 siyah, 15 beyaz taş ve bir çift zar ile oynanan iki kişilik oyun. ingilizce olarak Backgammon olarak geçmektedir. Dünya üzerinde Türklerin bir çok siteye üye olarak tavla oynadıkları bilinmektedir.

1400 yıl önce İran şahı Nevşiyan'ın veziri Büzur Mehir tarafından 10 günde icat edilmiştir. Zaman kavaramından alınan ilhamla tasarlandığı söylenen bir oyundur.

Tavlanın içindeki karşılıklı 6'şar hane 12 ayı temsil eder.15 açık ve 15 koyu renkli pul, Ayın 15 gece ve 15 gündüzünü simgeler. Karşılıklı 12'şer hane günün 24 saatidir.

Tavlada, 4500 civarında hamle ihtimali bulunduğundan oyunda ustalaşmak önemlidir. Ancak zar'ın şansı simgelemesinden dolayı şans faktörü de kendisini hissettirmektedir.

"Modern tavla" ile kast edilen tabir; zar tutmayı engellemek için fincanla atılan tavla oyunu anlamına gelmesidir. Klasik oyunla arasında hiç bir kural farkı yoktur.

Eski zamanlarda Hint İmparatoru, satranç oyununu Pers İmparatoruna, yanında bir mektup ile hediye olarak göndermiş. Ve aşağıdaki mesajı geçmiştir;

Kim daha çok düşünüyor,
Kim daha iyi biliyor,
Kim daha ileriyi görüyor ise
O kazanır.
İşte hayat budur...

Pers İmparatoru veziri Büzür Merih e bu mesajı göstermiş ve ondan oyunu analiz etmesini ve kendisinin de bu hediyeye karşılık olarak Hint İmparatoruna hediye edilmek üzere başka bir oyun icat etmesini istemiş. Vezir uzun bir analiz döneminin ardından nihayet çalışmalarına başlayarak 10 günde "Tavla" yı icat edip imparatora takdim etmiş. Hint İmparatoruna tavla oyunuyla birlikte gönderilmek üzere aşağıdaki mesaj yazılmıştır;

Cevap notu;
Evet, Kim daha çok düşünüyor,
Kim daha iyi biliyor,
Kim daha ileriyi görüyor ise
O kazanır.
AMA BİRAZ DA ŞANSTIR.
İşte hayat budur... 
 Alıntı: tavla.gen.tr
Bazen susmak en büyük çığlıktır.Ama duymayana yinede kısık sesle konuşmak gerek:=)

Çevrimdışı MMERT

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 26
  • Yazan üyeye... 1
  • Cinsiyet: Bay
Tavlanın İcadı
« Yanıtla #3 : 12 Ağustos 2007, 01:59:14 »
Bir yazıda milliyetten buyrun ne diyeyim :)
ESKİ OYUNUN YENİ TUTKUNLARI

Sabaha kadar tavla
Sinan Biçici

İstanbul'un gençleri gece sabahlara kadar sadece barlarda eğlenmiyor. Günün 25 saati açık Kehribar Kervanı'nda nargile kokuları arasında tavla oynayıp sabahı karşılıyorlar

 Öğleden sonra Tophane'nin serin ve gölgeli ortamında nargile çekip tavla oynamanın keyfi tarihte mi kaldı? Hayır, birçok şey gibi bu da hala yaşayabileceğimiz zevklerden biri. Tophane'de Nusretiye Camii'nin arkasında bulunan Kehribar Kervanı adlı mekanda bu zevki tadan çok sayıda İstanbullu var. Özellikle öğlenleri yemek saatinden çalıp tavla keyfine koşanlar çoğunlukta. Yaş ortalaması hiç de yüksek değil. Kehribar'ın kurucusu Selahattin Biçer (42), "İnsanlar rahat rahat tavlalarını oynasın diye televizyon bile koymadık. Kumara dönüşebildiği için kağıt bulundurmuyoruz. Çoğunlukla gençler geliyor ama paraları az, gene de kolaylık gösteriyoruz," diyor.
Nargile içilip tavla oynanan bu mekan geceleri geç saatlere kadar genç kız ve erkeklerle dolu. Mütevazı bir mekanda tavla oynarken kız tavlama girişiminde bulunanlar da yok değil.
Tavlayı tercih edenler oyundaki rekabet ve atışmadan zevk alıyorlar. Örneğin Ali Kaya (33) ancak çok hırslı ve iddialı rakiplerle tavla oynamayı seviyor. "Rakibimi nerede kıstırırım, onun hesabını yapıyorum," diyor ve oyun bittikten sonra rakiplerine nasihatlar vererek galibiyet sevincini ikiye katlıyor.
Tavla sadece şans oyunu değil, anında karar vermeyi gerektiren bir strateji oyunu olarak da görülüyor. Aynı zamanda satranç da oynayanlar satrançta sonraki hamlelerin hesaplanabildiğini, tavlada ise o an karar verebilmenin çok önemli olduğunu belirtiyorlar.
Kız tavlası denen türde ise iş tamamen şansa dayalı. Nazlı Ekin (19), "Erkeklerin kadınlara değer vermemesinden dolayı zeka gerektirmeden oynanan oyuna kız tavlası deniyor," diyerek yapılanın bir tür aşağılama olduğunu belirtiyor.
19 yaşındaki Volkan Aktoy, "Kendimi bildim bileli oynadığım geleneksel bir beyin cimnastiği," diye tanımlıyor tavlayı. "İnsan tavlayı çocukluğunda öğreniyor ve gittikçe ustalaşıyor, tavlada usta olmak kilometre meselesi," diye de sözlerine devam ediyor. Yeni kuşak ise internette ustalaşmaya çalışıyor. Kerem Ünal (18) ise düşüncelerini şöyle açıklıyor: "Tavla avare zamanın ve avare insanların oyunudur ama stratejik oynanırsa beyin cimnastiği sayılır. Türk halkı tavlayı kendine ait hissettiği için ona sahipleniyor ve içindeki stres ve hırsı dışa vurabiliyor. Türk insanı hırslı ve gururlu. Tavla kendini kanıtlamasına olanak veren erkeksi bir oyun. Bir savaş oyunu, bazen düello gibi bir şey." Tavla deyince ilk akla gelen erkek tavlası. Oysa bundan başka hapis, gülbahar, İzmir tavlası denen türleri de var. Gene iki çift tarafından tek tavlayla oynanan üniversite tavlası ise bir takım oyunu. Ne diyelim, hadi rastgele..

Tavlanın tarihçesi
Gallilerin "küçük savaş", İspanyolların ise "gerçeklerin masası" dediği tavlanın kökeni Eski Mısır'a kadar gidiyor. Romalılar ise şarap eşliğinde 12 yollu oyun adı verdikleri tavlanın bir başka versiyonunu oynadılar. Çinli tarihçilere göre Hindistan'dan yayılan oyun 480 ile 1000 yılları arasında büyük ilgi görüyordu. Uzun bir süre Japonya'da illegal olarak oynanan tavla Arapların 902'de Sicilya'yı işgaliyle birlikte İtalya'ya da yayıldı. Haçlı Seferleri'yle birlikte İngilizlerin de tanıştığı tavla 15. yüzyıldan itibaren satrancın yerini almaya başladı. Kraliçe I. Elizabeth'in tahta çıkışına kadar illegal olan tavladan kraliçenin strateji geliştirmekte yararlandığı söylenir. 17. yüzyıldan I. Dünya Savaşı'na kadar popülaritesini artıran oyun iki savaş arasında etkisini yitirdiyse de 1970'lerle birlikte yeniden yükselişe geçti.
Bazen susmak en büyük çığlıktır.Ama duymayana yinede kısık sesle konuşmak gerek:=)